Celia Cruz

Posted on June 2nd, 2008 in Uncategorized by admin

Celia Cruz (Celia de la Caridad Cruz Alfonso) (21 Ekim, 1925 – 16 Temmuz, 2003) Kübalı Salsa şarkıcısı. Havana, Küba’da doğan Cruz, kariyerinin büyük bir kısmını Amerika Birleşik Devletleri’nde edinmiş ve orada yaşamıştır.

20.yy.’ın en başarılı Kübalı müzisyenlerinden biri kabul edilen Celia Cruz, 22 altın plak doldurmuştur. Müzik camiasında “La Guarachera de Cuba” (Küba’nın guaracherası) ya da Salsa Kraliçesi olarak anılır.

Cruz, kariyerine yetenek yarışmalarına katılarak başlamış olup ilk kaydını 1948′de Venezuela’da Turpial etiketi ile yapmıştır. Bu kayıtlar Leonard Melody ve Alfonso Larrain orkestraları ile alınmıştır. Celia Cruz, daha önce birçok radyo için de kayıt doldurmuş ancak bu kayıtlar piyasaya sunulmamıştır. 1950′de ünlü Kübalı grup La Sonora Matancera’da solistliğe başlayan Cruz, ilk büyük çıkışını yapmış olur. Baş solistin Porto Riko’ya dönmesinin ardından gruba misafir olarak çağırılan Cruz, önceleri dinleyenler tarafından kabul görmemişse de tüm Küba’da tanınır olmuştur. 15 yıl boyunca La Sonora Matancera ile birlikte Latin Amerika ülkelerine turneye çıkmış, kendisine Café Con Leche (”sütlü kahve”) müstearı ithaf edilmiştir. Celia Cruz, sloganı hâline getirdiği “¡Azúcar!” (”Şeker!/Şekerim!/Tatlım!”) haykırışıyla hafızalarda yer eder.

1960′ta Küba devriminin ardından Celia Cruz ve grubu, Amerika Birleşik Devletleri’ne iltica ederler. 1962′de grubun trompetçisi Pedro Knight’la hayatını birleştiren Cruz, 1965′te La Sonora Matancera ile yollarını ayırır. ABD vatandaşlığına geçen Celia Cruz, bir daha çok sevdiğini söylediği ülkesine geri dönemez.

1966′da Cruz ve ünlü müzisyen Tito Puente’nin ortak çalışmaları sekiz albüm doğurur. Albümler beklenen başarıyı elde etmeseler de, 1974′te Cruz’un Johnny Pacheco ile birlikte çıkarttığı Celia y Johnny adlı albüm altın plak ödülü kazanır. Celia Cruz kariyerine, Fania markası altında çalışan her orkestradan bir salsa müzisyeninin katılımıyla oluşturulan Fania All Stars grubuyla devam eder. Fania All Stars, İngiltere, Fransa, Zaire ve çeşitli Latin Amerika ülkelerinde konserler verir.

1980′lerde, Celia Cruz birçok Latin Amerika ülkesini dolaşarak hem genç müzisyenlerde hem de kendi çağdaşlarıyla konserler verir, televizyon gösterilerine katılır.

1990 yılında Cruz, Ray Barretto ile birlikte çalıştığı Ritmo en el Corazon albümü ile Grammy ödülüne lâyık bulunur. Cruz, ilerleyen yıllarda, La Sonora Matancera ile birlikte yıldönümü albümlerine imza atar.

1992′de The Mambo Kings adlı filmde Andy Garcia ve Antonio Banderas’a eşlik eder.

Celia Cruz, 2003 yılının Temmuz ayında New Jersey Amerika’da beyin tümörü nedeni ile hayata veda eder. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Latin Amerika kökenli toplum arasında hatırı sayılır bir itibara sahip olan Cruz’un naaşı, birçok şehirde dolaştırılarak hayranlarının ona son kez saygılarını sunmaları sağlanır.

2004 yılında Cruz’un son albümü “Regalo del Alma” yayımlanır.

  • Comments Off

Lest We Forget

Posted on June 2nd, 2008 in Uncategorized by admin

Lest We Forget Marilyn Manson’ın best of albümü. Albüm öncesi gitarist John 5 gruptan ayrılmıştır ve albüm fotoğraflarında da bulunmamıştır. Albümdeki tek yeni şarkı Depeche Mode cover’ı Personal Jesus’ın gitarlarını da Tim Skold çalmıştır. Albüm kapağı Marilyn Manson’ın kendi çizdiği resimlerdendir.

Şarkılar

  1. The Love Song – 3:05
  2. Personal Jesus – 4:06
  3. mOBSCENE – 3:26
  4. The Fight Song – 2:57
  5. Tainted Love – 3:20
  6. The Dope Show – 3:40
  7. This Is the New Shit – 4:20
  8. Disposable Teens – 3:04
  9. Sweet Dreams (Are Made of This) – 4:51
  10. Lunchbox – 4:35
  11. Tourniquet – 4:44
  12. Rock is Dead – 3:09
  13. Get Your Gunn – 3:18
  14. The Nobodies – 3:35
  15. Long Hard Road Out of Hell – 4:21
  16. The Beautiful People – 3:42
  17. The Reflecting God – 5:36
  • Comments Off

Ben (Zerrin Özer albüm)

Posted on June 2nd, 2008 in Uncategorized by admin

Zerrin Özer’in, 2002 tarihli, profesyonel sanat yaşamının ikinci derleme - seçki albümü. Zerrin Özer’in bu albümü, kendisinin izni olmaksınız yayınlanmıştır. Zerrin Özer bu albümden ötürü eski yapım firması; Fono Plak’ın telif haklarını satın alan, Class Müzik’le mahkemelik olmuştur.

Albümde Yeralan Şarkılar;

CD&MC - 1

Sat Gitsin

  • 02. Gönlümün Sultanısın
  • 03. Hani Yeminim
  • 04. Ağlamıyorum
  • 05. Unutamadım
  • 06. Bir Düşmeye Gör
  • 07. Dayanamıyorum
  • 08. Bu Şehirde
  • 09. Penceresi Önünde
  • 10. Gel Barışalım
  • CD&MC - 2

    • 01. Yoksun Sen
    • 02. Aglamayacaksın
    • 03. Kurulsam Gönül Tahtına
    • 04. Ben Böyleyim
    • 05. Sev Beni
    • 06. Aşk İstiyor Gönlüm
    • 07. Senede Bir Gün
    • 08. Benimsin
    • 09. Seninle Başım Dertte
    • 10. Ben Buyum
    • 11. Havada Bulut Yok
    • Comments Off

    Stop!

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    Stop!, Sam Brown’un İngiliz müzik listelerinde dördüncü sıraya kadar çıkmış ve oniki hafta boyunca listede kalmış en başarılı şarkısı, bu şarkıyı ve “Blue Soldier” isimli şarkısını barındıran 1988 tarihli single ve aynı isimli albümünün adıdır. Albümde yer alan parçalar;

    1. Walking Back To Me (Sam Brown, Gregg Sutton)

    2. Your Love Is All (Sam Brown, Margo Buchanan)

    3. Stop! (Sam Brown, Gregg Sutton, Bruce Brody)

    4. It Makes Me Wonder (Sam Brown, Margo Buchanan)

    5. This Feeling (Sam Brown, Margo Buchanan)

    6. Tea (Sam Brown)

    7. Piece Of My Luck (Sam Brown)

    8. Ball And Chain (Sam Brown, Danny Schogger)

    9. Wrap Me Up (Sam Brown, Danny Schogger)

    10. I’ll Be In Love (Sam Brown, Danny Schogger)

    11. Merry Go Round (Sam Brown, Vicky Brown)

    12. Sometimes (Sam Brown, Danny Malloy, Richard Brennan)

    13. Can I Get A Witness (E. Holland, E. Dozier, B. Holland)

    14. High As A Kite (Sam Brown, Danny Schogger)

    15. Nutbush City Limits (Tina Turner)

    Stop!un Hikayesi

    Sam Brown 1986 yılında şarkı hazırlamak üzere Los Angles’a gitmiş ve burada New Yorklu müzisyen Gregg Sutton ile birlikte “Walking Back To Me” isimli parçasını tamamlamıştı. Gregg Sutton ile yaptığı çalışma ikisini de memnun etmiş ve birlikte çalışmaya devam etme konusunda anlaşmışlardı.

    Los Angles’ta müzik çalışmalarına devam eden Sam Brown bir gün Pasifik Yakası Otoyolunda güneye doğru seyir halindeyken kafasında Stop! şekillendi. Hemen otel odasına döndü ve şarkının üzerinde çalışmaya başladı. Sam Brown, şarkının nakarat bölümünü tamamladığında bunun bir blues şarkısı olduğunun farkına varmamıştı.

    Sam Brown ve Gregg Sutton, şarkıyı tamamlamak üzere New Yorklu müzisyen Bruce Brody ile buluştular. Yaklaşık yarım saat sonunda Stop! hazırdı.

    Gregg Sutton bir ay sonra Sam Brown’ı ziyaret etmek üzere İngiltere’deki Power Plant stüdyosuna gittiğinde şarkının hazır olduğunu ancak Sam Brown’un kardeşi Pete Brown ile birlikte albüm üzerinde çalıştıklarını gördü.

    1988’de Stop!’un Avrupa’nın pek çok ülkesinde hit olması Sam Brown ve Pete Brown’un müzikal başarılarının kanıtıydı. İkili daha sonra Stop!’un Hollanda’da bir numaraya yükselişini kutlamak üzere Hollanda’ya gittiler.

    Stop!, Sam Brown’a Avrupa’da büyük bir şöhret ve beklemediği bir ilgi getirmekle birlikte promosyonu yapılmadığı için ABD’de 56. sıradan daha yükseğe çıkamadı.Stop!, 2004’te Jamelia tarafında birkez daha yorumlandı ve şarkı Bridget Jones The Edge of Reasons filminin soundtracki olarak kullanıldı.

    Avrupa Müzik Listeleri’nde Stop!

    Ülke Sıra
    İngiltere
    4
    Avustralya 4
    ABD 56
    Fransa 2
    Avusturya 3
    Norveç 1
    İsveç 11
    İsviçre 5
    İrlanda 5
    Hollanda 1
    • Comments Off

    One

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    One“, bir thrash metal grubu olan Metallica nın şarkısıdır. Metallica’nın en meşhur şarkılarından biri olan One, …And Justice for All adlı 1988 yılında çıkardıkları albümdeki şarkılardan biridir.

    Metallica ilk Grammy Ödülünü 1990 yılında “One” ile, En İyi Metal Performans Grammy Ödülünü alarak kazanmıştır.

    Şarkı

    …And Justice For All Metallica’nın Master of Puppets albümünden ve bas gitarist Cliff Burton’un ölümünden sonraki ilk, toplamdaki dördüncü stüdyo albümdür. “One”, kasım ayında Metallica’nın başlıca bestecileri ritm gitarist/vokalist James Hetfield ve davulcu Lars Ulrich tarafından 1988 yılında yazılmıştır. Şarkı 1989 yılında albümden alınan ikinci single olarak yayınlandı.

    Müzik başlamadan önce, ilk 17 saniye süresince bir savaşın ortasından gelen sesler duyulur, bir helikopter sesi duyulur ve müziğin başalaması ile yavaşca kaybolur. Şarkı Hetfield’ın gitar girişi ile başlar ve bu tonun üzerine Kirk Hammett’in gitar solosu ile devam eder. Şarkı Ulrich’in davulunun girişi ile hız kazanır ve her bir nakarata kadar bu hız devam eder. Şarkının yarısına doğru Hammett’in ikinci solosu girer.

    • Comments Off

    İhap Hulusi Görey

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    İhap Hulusi Görey (1898 - 1986), Görey, Türk grafik sanatının kurucusu ve reklamcılığın ilk büyük isimlerindendir. En çok bilinen işleri Türk markaları için yaptığı tasarımlardır. Bir çok devlet kurumununun kurumsal kimliğini oluştururmuş ve bunları yaparken aslında yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsal kimliğini yaratmıştır.

    Yaşamı

    28 Kasım 1898′de Mısır’ın Kahire şehrinde doğan İhap Hulusi, Mısır’ın ünlü bir mimar ve müteahhiti olan Ahmet Hulusi’nin oğludur. Kemahlı bir asker olan dedesinin Hıdıv maiyetinde görev yapması nedeniyle Mısır’a gelmiş bulunan aile, I. Dünya Savaşı’nda Kahire İngiliz işgaline uğrayınca İstanbul’a döndü. Kardeşlerinden Yavuz Görsey Türkiye’de ünlü bir heykeltraş, Nihat Görsey ise Mısır’ın önde gelen müzecilerinden birisi olmuştur.

    İhap Hulusi, ilk ve orta tahsilini Kahire’deki İngiliz okullarında yapmıştı. 1917′de Almanya’da yaşayan bir ressamdan postayla resim dersleri aldı, 1920 yılında resim eğitimi görmek üzere Almanya’ya gitti. Önce Münih’de Heimann Schule atölyesinde üç yıl çalıştı. 1923′te düzenlenen ve Türkiye’nin ilk afiş sergisi olan Galatasaray Sergisi’ne Almanya’da yaptığı afişleri ile katıldı, eserlerini çok beğenen Sultan Abdülmecit kendisini saraya davet ederek kutladı. Daha sonra Kuntsgewerbe Schule’ye devam ederek tahsilini tamamlayan İhap Hulusi, 1925′te İstanbul’a döndü.

    Arapça, Almanca, İngilizce ve Fransızca bilmesi nedeniyle babası tarafından Dışişleri Bakanlığı’na girmesi istendi, kısa bir süre Dışişleri Bakanlığında çalıştıysa da sonunda memuriyeti reddetti ve hayatını resim yaparak kazanmakta ısrar etti. Kendini tanıtmak için önde zamanın en gözde dergisi olan Akbaba dergisinde Münif Fehim ve Ramiz Gökçe’le birlikte karikatürist olarak çalıştı.

    Zamanla afiş çalışmalarına ağırlık veren İhap Hulusi, afişi yaparken “Buluş”un önemine değinerek “Seyredenlerin ilgisini çekmeli ve düşündürmeli” diye yorumladı. İlk afiş siparişini 1927′de aldı; bu, İzmir’den İnci Diş Macunları’nın reklam afişi idi.

    İhap Hulusi, birçok gazete ilanı ve afiş siparişi almaya başlayınca 1929′da İstanbul’da ilk atölyesini kurdu. Kulüp Rakısı etiketi(1930) ve Atatürk’ün siparişi üzerine Türk alfabesinin kapağını (1932) tasarladı, Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı ve Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı (tahviller), Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, Tariş, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi. Çoğu taşbaskısı olan yüzlerce çalışma ile 50 yıllık bir dönemin endüstri, kalkınma, ticaret ve sosyal yaşamın gelişmelerini belgeledi. Yeni kurulmuş bir devletin ilk uzman tasarımcısı olarak tanındı. Cumhuriyetin 10. yılında yaptığı hizmetlerden dolayı kendisine Atatürk tarafından kol saati hediye edili. 1948′de Viyana Uluslararası Afiş Sergisi’nde ‘Bursa ve İzmir’ adlı afişleriyle derece aldı.

    Tayyare Piyangosu (bugünkü adıyla Milli Piyango) idaresi için 45, Tekel İdaresi için 35 yıl çalışan İhap Hulusi, bu süreçte yurtdışında da adını duyurdu. Bayer’in afiş ve etiketleri, Mısır’ın Tekel İdaresi, Devlet Demir Yolları ve şehir hatlarına ait ve ilanları, ünlü İngiliz viskisi John Haigh’ın, İtalyanların Cinzano ve Fernet Branca’sının afiş ve etiketleri İhap Hulusi tarafından yapıldı.

    Suluboya çalışmalarının yanı sıra, son yıllarında hat sanatını modernize ederek başarılı örnekler veren İhap Hulusi Görey, ömrünün son yıllarında çizim yeteneğini yitirdi, tanıtımını yaptığı hiçbir kurum tarafından sigortalanmamış olduğu için son yıllarını Şişli’deki dairesinde sefalet içinde geçirdi. Çevresindekilere mektup yazdıysa da sanatçı onuru nedeniyle uzun süre gönderemeyen sanatçıya, Milli Piyango için yaptığı çizimlerden dolayı cüzzi bir aylık bağlandıysa da bu parayı kullanmaya ömrü yetmedi ve 27 Mart 1986′da İstanbul’da 88 yaşında yaşamını yitirdi.

    İhap Hulusi’nin şapkasından saatine, divitlerinden eskizlerine kadar pek çok şahsi eşyasını Ender Merter adlı koleksiyoner toplamıştır.

    • Comments Off

    Yunus Programlama Dili

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    Açık kaynak kod mantığına dayanan, görsel bir programlama dilidir. Delphi kullanılarak yapılmıştır. Visual Basic benzeri betik dile sahiptir.

    Tarık Bağrıyanık isimli bilgisayar öğretmeni tarafından, Aralık 2001 tarihinde “Delphi 3″ ile yapımına başlanmıştır.

    24.000 satırdan fazla koddan oluşan proje için, yaklaşık 600 saat harcanmıştır. XML veritabanı dosya türü ve Excel tabloları da desteklenmektedir. Kod renklendirmesi SynEdit nesnesi ile yapılmıştır.

    Kodlamada, Yunus 2.8′e kadarki sürümler için Türkçe ve İngilizce, sonraki sürümler için sadece İngilizce kullanılmıştır. Programın kullanımı ise Türkçe ve İngilizce olabilmektedir.


    Programcıdan Not:

    Eksiler ve Artılar: Tüm programlama komutları daha bitmedi. Sadece basit atama, nesne özelliklerine erişme var. Türkçe/İngilizce menü, kayıt, yazıcı çıktısı, yorumlama, renkli kod yazımı, otomatik tamamlama, XML veritabanı, ExcelTablo gibi basit özellikler bulunuyor. Her yeni programda Yunus’un kendi menüleri dahil komutlar da özelleştirilebilir. Yunus Programı çalıştırıldığında Windows Gezgini’nden *.proje dosyaları kayıtlı hale geliyor. Dışarıdan Yunus’un ana penceresine *.proje dosyaları sürüklenip açılabilir. Basit bir şekilde EXE (eğer Delphi 6′nız kurulu ise) yapılabiliyor ve HTML olarak da dönüşüm yapılabiliyor. Delphi 6 sürümü oluşan *.dpr dosyayı açabiliyor. Hata mesajları penceresi daha bitmedi.

    Çoğunlukla Visual Basic benzeri kodlama sistemimiz var. Aslında hoşuma giden Pascal ve [[C++]] komutları da ekledim. Sonuçta Türkçe veya başka bir dilde özelleştirilebilen basit bir eğitim amaçlı script dilimiz var. “Examples” klasörü içindeki örnekleri inceleyerek genel kullanım hakkında bilgi alabilirsiniz.

    Şimdilik size birkaç ipucu:

    • Değişken türleri ve tanımlanması yoktur. Tüm değişkenler globaldir. Değişken adlarında sayı ile başlamak ve özel karakter kullanmak, boşluk bırakmak sorun çıkarmasa da tavsiye edilmez. Kullanıcı hatayı bilerek oluşturduğu kabul ediliyor.
    • Sayı (tamsayı ve gerçek), metin ve mantıksal (True - Evet, False - Hayir) kendiliğinden dönüştürülüyor. 1E3 rakamı 1000 anlamında kullanılabilir. Gerçek sayılarda “,” virgül ile ondalık basamak ayrılabilir.
    • “=” ile atama ve karşılaştırma, satır sonlarında “;” yoktur. Aynı satıra “;” kullanarak daha çok komut yazmayı düşünüyorum.
    • “+”, “-”, “*”, “/”, “&” (metin birleştirme), “^” (exp - üs alma), “\” (div - tam bölüm), “%” (mod - kalan), “@” (mantıksal ve), “~” (mantıksal veya) hesaplama bağlacıdır. İçiçe hesap ve parantez kullanılabiliyor.
    • Değişken ve nesne özelliklerinden sonra “++” ve “–” ile artım eksiltme yapılabilir. a++ gibi, fakat şimdilik ++a yoktur. a++ deyimi a=a+1′den biraz hızlı işler.
    • Birleştirici hesaplamalar a+=2 (eşiti a=a+2) gibi tüm işlemler (+, -, *, /, ^, %, &, \, @, ~) için kullanılabilir. a+ =1 gibi işlem ve eşittir arasına boşluk bırakmayınız.
    • Hesap yönü soldan sağadır. Çarpma ve bölme önceliği yoktur. Bu gibi durumlarda parantez kullanılabilir.

    a=5+6*3-2 ==> a=21
    //normalde; * (çarpma) önce yapılır, sonra da kalan yapılır.

    a=5+6*3-2 ==> a=31
    //Yunus’da; 5+6, sonra 11*3, sonra 33-2… parantez ile a=5+(6*3)-2 asıl sonuç çıktığı görülebilir.

    • sin(gerçek), cos(gerçek), random(tamsayı), int(gerçek), not(mantıksal), len(metin), lower(metin), upper(metin), chr(tamsayı), asc(karakter), delete(metin, ilk, miktar), mid(metin, ilk, miktar), pos(metin, karakter), and(tamsayı, tamsayı), or(tamsayı, tamsayı), xor(tamsayı, tamsayı), shr(tamsayı, miktar), shl(tamsayı, miktar), time() ve date() fonksiyonlarını kod kısmında kullanabilirsiniz. Bu komutları özelleştirme penceresinde bulamazsınız.
    • Metinleri ” işareti içine almak gerekebilir. Mantıksal değer olan “Evet” ve “Hayir” çift tırnak içine alınmalıdır.
    • Büyük küçük harf ayrımı yoktur. Komutlar, nesne özellikleri ve değişkenler istenilen büyüklükte karışık yazılabilir.
    • Eger komutu tek veya çok şartlı olarak kullanılabilir. Şart kısmında AND için “@” ve OR için de “~” gibi bağlaçları destekliyor.
    • Eger komutunda “=” “>” “<” “<>” “<=” “>=” kullanılabilir. İçiçe Eger (Degilse) kullanımı sorun çıkarmaz.
    • eEger şart, dogruSatir, yanlisSatir VB dilindeki iif gibidir. İç kısımlarda bloklu komutlar kullanılamaz.
    • Donder degiskenAdi=BaslangicDegeri, BitisDegeri, Artim şeklinde içiçe kullanabileceğimiz döngü komutumuz var.
    • iken Şart şeklinde sonuç “Yanlış” olana dek dönen komut vardır. ikenBitti ile de bittiği belirtilir.
    • Kullanıcı kendi Fonksiyon’unu tanımlanabiliyor.
    • “//” açıklama satırı yapar. Satır içi açıklama satırı yapılabiliyor.
    • Etiket tanımlaması ile istenen satıra Git komutu ile dallanabilme imkanı vardır.
    • Deyimler arasına boşluk ve TAB yapılabilir. Fakat Git komutunun etiketi “:” ile bitişik olması gereklidir.
    • Yuzey komutu ile form üzerine metin, cizgi, nokta, dikdortgen (kare), daire (elips), poligon yapılabilir. Fakat form üzerinden bir şeyler geçtiğinde silindiğini görebilirsiniz. Tazele komutu ile de formu temizleyebilirsiniz.
    • sesCal dosyaadi ile *.wav müzik dosyaları çalınabilir.
    • Tablo nesnesi ile *.xml (Extensible Markup Language) ve *.cds (Client Data Set) dosyalarına erişip basit kayıtlar oluşturabilirsiniz. Şimdilik SQL (Structured Query Language) ve tablo tasarım penceresi (kısayolu: Ctrl+D) bitmedi.
    • ExcelTablosu nesnesi ile Excel dosyalarına ulaşabilir, istenen hücrenin değeri alınabilir, değiştirilebilir, sonrada kaydedilebilir. Yeni dosya oluşturma yoktur.
    • BenchmarkStart ve BenchmarkEnd kodları arası milisaniye olarak hız ölçümü verir. Sonuç Hata Penceresi’ne eklenir.
    • komut tekSatirKomut ile Yunus’un tek satirlik kendi komutlarını kullanabilirsiniz.

    Mesela;

    komut a=1

    • inport(adres) ve outport(adres, byteDeger) donanım olarak port kullanımı içindir.

    Örneğin;
    888 (378 onaltılık) adresi yazıcının veri portu olarak kullanılır.

    • Nesnelere atanabilen olay adları vardır. Form ilk açılış ayarları için “Yuklenince - OnLoad”, kapanirken de “Kapanirken - OnClose” olayları oluşturulabilir.

    Hedeflenenler:

    • Case - Durum komutu
    • Dinamik Nesne oluşturma
    • Daha iyi nesne seçimi ve nesne boyutlandırma
    • Nesne ve değişken dizileri
    • Tam olarak çalışan Birden fazla Form kullanma
    • Daha geniş Yardım Konuları
    • EXE ve HTML oluştururken tüm nesnelerin komutları ile birlikte çalışabilmeleri

    Türkçe kod örneği


    Form Yuklenince  
    
    Etiket1.baslik=0
    
    a=0
    
    b=0
    
    islem = "a"
    
    eski_ust=form.ust
    
    eski_sol=Form.sol
    
    form.ust=200
    
    form.sol=400
    
    bitti       
    
    Form kapanirken  
    
    form.ust=eski_ust
    
    form.sol=eski_sol
    
    bitti       
    
    Dugme1 Tiklaninca
    
    a=0
    
    b=0
    
    islem="a"
    
    Etiket1.baslik="0"
    
    bitti  
    
    Dugme2 Tiklaninca
    
    eeger Etiket1.baslik=0,Etiket1.baslik="",
    
    Etiket1.baslik&="0"
    
    bitti
    

    Yunus to Exe

    Bu dilin meraklılarından birisi de Yunus dili ile yapılan projelerin derlenmesini sağlayan ücretsiz bir program (indirmek için tıklatınız [YunusToExe]) yapmıştır.

    Dış Bağlantılar

    Yunus Projesinin ana sayfası

    DelphiTürk bilgi kaynağı

    Delphiibo

    Tuzla Meslek Lisesi’ndeki site

    • Comments Off

    Rob Halford

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    Rob Halford.. Dile kolay, 30 yıldır saf Heavy Metal yapmak herkesin harcı değildir.. O NWOBHM’den önce de vardı , sonrasında da.. O’nu anlatmak ne kadar zordur bilirsiniz. Anlatırken kelimelerin anlamsız kaldığı , Heavy Metal’in en büyük ismi : Rob Halford The Metal God !
    Rob , İngiltere’nin Walsall kasabasında Ağustos 1951’de doğdu.

    Bir sanayi kasabası diyebileceğimiz bölge , demir - çelik fabrikalarının çokluğu ile ünlüdür. Okula da aynı kasaba da başlar. Annesi ve babası , orta gelirli bir İngiliz Ailesidir. Rob’un babası da evlerinin hemen karşısındaki Çelik Fabrikasında çalışıyordur.
    14-15 yaşlarında ise , Rob kendisinde olan anormal hisleri fark eder. Yaşıtlarından daha farklı davranır.
    Kendisinin gay olduğunu o yaşlarda anlar. Rob , bunu herkesten saklar . Çünkü dışlanmak ve küçük düşürülmek onun en büyük korkusudur. Sınıf arkadaşlarından ve ailesinden kimseyi bundan haberdar etmez.
    Kendi ağzından o yılları şöyle açıklıyor “ Kendini kayıp hissetmek ve insanın kafasının karışması çok kötü bir duygu. Özellikle ergenlik çağında iken , hiçbir şeyi akıl edemezsiniz , nereye gideceğinizi bilemezsiniz.”
    Rob , yavaş yavaş müziğe doğru kaymaya başlamıştır. 18-19 yaşlarında , Deep Purple ve Led Zeppelin’in yaptığı müzik , onu çok etkiler ve kendi kendine “İşte bu , işte ben, istediğim , yapmak istediğim müzik bu !” şeklinde söylenir.
    1968 yılında Liseden mezun olduktan sonra, Hiroshima adlı bir gruba katılır. Bir Birmingham kenti grubu olan Hiroshima , yerel barlarda çalan bir müzik topluluğudur.

    Aynı zamanda, Judas Priest grubu da, Birmingham’da çalan , fakat diğer gruplardan biraz daha popüler olan bir topluluktur. Ve yıllar 1973’ü gösterdiğinde Priest’in orijinal vokalisti Al Atkins gruptan ayrılır.
    Priest vokalsiz kalmıştır. Ve grup elemanlarından birinin kız kardeşi [ hangisiydi hatırlamıyorum şuan , fakat KK ya da Ian olması lazım ] Rob Halford’u vokalist olarak gruba önerir.

    Gruba katılan Rob ile tekrar doğan Priest grubu , çalışmalarını kendi aralarında “Holy Joe’s” adını verdikleri , yerel bir Kilisenin alt katında yapmaya başlarlar.
    İki gitar, bir bass o zamanlar biraz yadırganır. Fakat Tipton , bunun daha enerjik ve daha etkileyici bir sound olacağına inanıyordu.
    1974 yılının başlarında, Gull adında bir kayıt şirketi ile imzalanan antlaşma , yeni çıkaracakları albüm için yardım faktörü olur. Ve Rocka Rolla albümünün kayıtları tamamlanır. Piyasaya sürülen albüm , yalnızca birkaç bin adet satar.
    Priest halen kendilerine inanan güvenen bir kitle aramaktadır.

    Çelik fabrikalarının sesleriyle karıştırdıkları müzikleri ile Heavy Metal tohumlarını yeşertiyorlardı. 2 yıl sonra, yani 1976’da yine Gull etiketi altında, Sad Wings Of Destiny albümlerini piyasaya sürerler. Fakat , karşılarında büyük bir engel vardır. O yıllarda İngiliz piyasasında bir Punk dalgası ortalığı kasıp kavuruyordu. Priest ise yollarına aynen devam etmek için birbirlerine söz vermişti..
    1977 yılında CBS Records etiketi altında Sin After Sin albümü yayınlanır.
    “Black Sabbath , Led Zeppelin , Deep Purple gruplarının aksine , alışılagelmiş olmayan scream vokallere ağırlık veren , biraz daha yüksek gitar soundlu müzik insanların hoşuna gitmişti. Judas Priest farklıydı !” diyor Metal Edge Dergisinin genel editörü Paul Gargano..
    Rob Halford 80’li yıllara doğru geldiğimizde sahnede kullandığı kırbaçlar, metal ile dolu ceketler ile insanların hayranlığını kazanmayı başarmıştı. Hatta “I have been whipped by Rob Halford” * yazılı stickerlar satılmaya başlanmıştı .

    • Rob Halford tarafından kırbaçlandım.

    80’li yıllar Priest’in ve Halford’un altın yıllarıydı. En muhteşem albümler ve Halford’un o muhteşem karizması dünyayı kasıp kavuruyordu.
    Halford’un , Al Atkins’ten sonra Priest’e kazandırdığı şey açıktı : Onlar artık Metal Gods [ Metal Tanrıları] idi..
    British Steel , Point Of Entry , Screaming For Vengeance , Defenders of The Faith .. ve daha niceleri.. Priest’in yaptığı her albüm olay oluyordu. Heavy Metal tarihine ismini altın harflerle yazdırmıştı ismini Priest.. Rob Halford’un eşiz scream vokalleri , küçük bir kızın çığlığı kadar yırtıcı bir ses , aynı zamanda yeryüzündeki en duygusal ses tonu insanları büyülüyordu.
    Konserler , turneler .. Priest kainatı fethediyordu.. Ve 1989 yılında bir konserin ardından , polis Priest grubunu göz altına almıştı ! Nedeni ise iki gencin Stained Class (1978) albümündeki Beter By You Beter Than Me şarkısını dinlerken intihar etmeleri.. Şarkıdaki “Do it” * kelimesinin , gençlere gizli bir mesaj verdiğini savunan aileler, Priest’i mahkemeye vermişti.

    • Yap onu.

    Mahkemenin ardından , Priest aklanıyordu ve şarkıda intihara iten hiçbir mesajın bulunmadığı anlaşılıyordu.
    1990 yılında Painkiller albümü ile bir bomba daha patlıyordu. Bu albüm aynı zamanda HALFORD’un Priest ile 90’lı yıllarda çıkardığı en son albüm oluyordu. Çünkü Halford artık kişisel kariyerine önem vermek istiyordu ve bunu gruba açıklamıştı. 1992 yılında grubu bırakması , gruptaki herkesi şoka çevirmişti. her şeyin sonuna gelindiğine inanıyordu KK..
    Fakat Halford kararlıydı. Artık “farklı” şeyler yapma zamanıydı.

    1992 yılında Fight grubunu kuran Halford artık kendi solo kariyerine başlamıştı. Yazımın bu bölümünden itibaren Halford’a ağırlık vereceğim. Priest’in bu tarihten itibaren neler geçirdiğini forumdaki “Halford the Metal God” yazımdan okuyabilirsiniz.
    1993 yılında Fight grubuyla çıkardığı War Of Words albümü ile Halford fanları heyecanlanır. Çünkü bu albüm , Halford’un kendi solo kariyerinde çıkardığı en iyi 3 muhteşem albümden biridir. Priest soundundan farklı bir müzik , ve daha kişisel şarkı sözleri , fanları sevindirmeyi başarmıştı.

    Ardından gelen Mutations ve A Small Deadly Space albümleri de Fight grubunun 1994 - 1995 yıllarında çıkardığı albümlerdir. WOW ‘e göre daha etkisiz kalan albümler , yine de fanları memnun etmeyi başarmıştı. Benim favori albümüm ise WOW’dür.
    Halford , kendi kurduğu Fight grubunu da dağıtır . Halford’un buradan maymun iştahlı biri olduğunu da anlıyoruz bu arada. =)
    Two grubunu kuran Halford , bu grupla çıkardığı tek albüm “Voyeurs” ile o kadar tepki topluyordu ki , albümden sonra gelecek olan Dünya turu da iptal olmuştu. ! Albüm , hiçbir Heavy ögesi taşımayan , tamamen bateri ve bilgisayar efektleri ile dolu kayıtlardan oluşuyordu. Neredeydi Halford çığlıkları ? Neredeydi Halford’un o müzikalitesi ?
    Bu albümü ilk dinlediğimde kulaklarıma inanamamıştım. Halford’un albüm kapak çekimlerindeki resimleri de görülmeyecek kadar rezil .. Halford’un dibe vurduğu tek çalışma , işte bu arkadaşlar.. Halford bu değildi..
    Büyük tepkilerden ve baskılardan sonra, Halford kurduğu Two grubunu da dağıtır ve özüne dönmeye karar verir. Heavy Metal yapmak , onun işiydi .. Heavy Metal onun ruhuydu .. İsyan ve sistemin bozukluğunu çığlıklarıyla dünyaya haykıran Halford aramıza tekrar girecek miydi ?
    Bu sorunun cevabı : Evet..

    Halford, 2000 yılına geldiğimizde “HALFORD” grubunu kuruyordu. Milenyuma muhteşem 2 albüm ile giriş yapıyordu .. Resurrection (2000) ve Crucible (2002) , daha önce de dediğim gibi en muhteşem 3 albümden 2’si.. 90’lı yılların durgunluğu , ve 2000’li yıllara giriş yapılırken Heavy Metal’deki o iniş , birden tavan yapıyordu.

    Heavy tarihinin en büyük isimlerinden olan Halford , bu iki albümle fanlarına tekrar döndüğünü işaret ediyordu. Eğer dinlemediyseniz , şuan odanızda bulunan pencereden atlamanız tavsiye edilir.
    Pat Lachman ve Metal Mike’ı gitarlara alan Halford , resmen krallığını ilan ediyordu. Konserlerde çalınan Metal Gods, Electric Eye , Breaking The Law şarkıları ise , özlediğimiz Halford’lu Priest’i biraz olsun bizlere hatırlatıyordu.
    2001 yılında çıkan tek Halford Live albümü “Live Insurrection” da , Live Albümler tarihinde en üst sıralara ismini kazıttırıyordu. Live Albümeriniz arasında bu albüm yoksa , yine pencereyi açıp atlamanız en doğrusu olur. Albümde, Priest fanlarına jest olarak , Metal Gods ve Breaking The Law gibi şarkılar da çalınmıştır !

    Rock in Rio’da verdikleri 2001 yılındaki konserde , konser sonlarında çalınan Electric Eye parçasında , girişte Hellion bölümünde , kalbine doğru yumruklar atması ve seyirciye doğru gözleri yaşlı bir şekilde şarkıyı fısıldaması Judas’ı özlediğini gösterir gibiydi..
    Ve yıllar 2004′ü gösterdiğinde , Halford’un Judas’a geri dönmesi her zamanki gibi yine olay olmuştu.. Bu haberi ilk aldığımda hemen ağabeyimi aramıştım. Kendisi de o an şehir dışındaydı. Telefon bir an kapanmış ve tekrar aradığımda ulaşamamıştım =) Gözlerimden yaşlar gelmişti.. Evet , Halford the Metal God geri dönmüştü..
    Grubun birleşme hikayesi ile ilgili Lead gitarist Glenn Tipton şöyle anlatıyor : “Bir gün Halford’un evinde toplanmıştık her zamanki gibi.. İngilizleri bilirsiniz , hemen karar verirler ve kafalarına koydukları şeyi hemen yapmak isterler. Halford ile birleşmeyi düşünmüştük o an bütün grup olarak. Rob da bize hayır dememişti.. Eee ? demiştik.. Ne duruyoruz o halde ?”

    Bir re-united dünya turu ve ardından gelen Angel Of RETRIBUTION [ İntikam meleği ] albümü, yeni yetmelerin bir kez daha götlerinin yere düşmesine neden oldu.
    Artık Judas geri dönmüştü ve Halford görmek istediğimiz yere tekrar gelmişti..
    O muhteşem sesini , o muhteşem gitarlar ile tekrar duymak bizlere Allah tarafından verilen 2. bir şanstı..

    • Comments Off

    Asya (1996)

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    Asya (1996), Asya’nın Yaşar Plak etiketli ikinci albümünün adı.

    01 - İsyankar [[1]]

    Söz: Leyla Tuna - Müzik: Gökhan Kırdar

    02 - Beni Aldattın [[2]]

    Söz & Müzik: Mustafa Sandal

    03 - Canımın Yarısı [[3]]

    Söz & Müzik: Ayhan Çakar

    04 - Ayrılmak Zor [[4]]

    Söz: Nilüfer & Aysel Gürel - Müzik: Deneb Pinjo

    05 - Kan Kırmızı

    Söz & Müzik: Ayhan Çakar

    06 - Oyalama Beni

    Söz: Asya - Müzik: Nurhat Şensesli

    07 - Affetmem

    Söz: Zeynep Talu - Müzik: Garo Mafyan

    08 - Aşk Bana Günah

    Söz: Asya & Ayhan Çakar - Müzik: Erdinç Şenyaylar

    09 – Bir Yağmur Damlası

    Söz: Ayhan Çakar - Müzik: Sadun Ersönmez

    10 - Vazgeçmedim

    Söz: Asya & Nurhat Şensesli - Müzik: Nurhat Şensesli

    11 - İsyankar (Remix)

    Söz: Leyla Tuna - Müzik: Gökhan Kırdar - Remix By: Deneb Pinjo

    • Comments Off

    Mahsun Kırmızıgül

    Posted on June 1st, 2008 in Uncategorized by admin

    {{Ünlü|
    adı=Mahsun Resim= |
    Doğum tarihi=1969|
    Ölüm tarihi=|
    Doğduğu ülke=Türkiye / Diyarbakır / [[merkez|
    Meslek=Müzisyen
    }}

    Mahsun Kırmızıgül (d. 26 Mart 1969, Diyarbakır) Türk halk müziği ve Arabesk-Pop Müzik şarkıcısı. Asıl adı Mahsun Bazencir’dir.

    Mahsun Kırmızıgül 26 Mart 1969 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk ve Orta dereceli okulları bu şehirde tamamladı. 22 çocuklu bir ailenin ferdi olan Mahsun Kırmızıgül İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda müzik öğrenimi gördü. 1980 yılında müzik çalışmalarına başlayan sanatçı amatörce 8 albüm yaptı. Profesyonel anlamda ilk albümü “Alem Buysa Kral Sensin” le 1993′te müzik dünyasına bomba gibi düştü ve listelerin zirvesine oturdu. Daha sonraki “Bebeğim”, “İnsan Hakları” ve “Sevdalıyım Hemşerim” adlı çalışmalarında da aynı başarıyı tekrarladı. 1994′ün ikinci yarısında Prestij Müzik şirketine Hilmi Topaloğlu ve Burhan Aydemir’den sonra üçüncü ortak olarak giren Kırmızıgül, sanatçı kişiliğinin yanı sıra yapımcı olarak ta müzik sektörü içindeki yerini aldı. Prestij Müzik, Mahsun Kırmızıgül’le birlikte yüzde 600′lere varan büyük bir atılım göstererek 5 yıl içinde müzik sektöründe zirveye taşındı. Mahsun Kırmızıgül atılımcı, yenilikçi ve çağdaş bir anlayışla Prestij Müzik’i dünya normlarında ülkemiz adına iyi bir noktaya getirdi. Özcan Deniz “Yalan mı”, Seda Sayan “Ah Geceler”, Ceylan “Ben Anayım”, Alişan “Var ya”, Ayhan Aşan “Sende mi”, Ertuğrul Polat “Gittiğin O Gün”, Kibariye “Bir Duygudur Kibariye”, Onur “İlk Defa-Babam” gibi çalışmalarda gerek besteleri gerekse müzik yönetmenliği ile bu albümlere imzasını attı. Şirketin bir çok sanatçısına da müzikal anlamda bestelerini verdi. 1998 yılında çıkardığı “Yıkılmadım” adlı albümü ile o zamanlar müzikal anlamda imzasını atan Mahsun Kırmızıgül, bu albümü için şimdiye kadar üç klip (Belalım, Herşeyim Sensin , Yıkılmadım) çekti. Bu albüm şimdiye kadar 2.200.000 adet sattı. Bu rakam yasadışı yollardan yapılan korsan kasetlerle 6 milyonu aşıyor. Basit bir hesapla her albümün beş kişi tarafından dinlendiği gerçeğinden yola çıkılırsa Mahsun Kırmızıgül’ün 30 milyon gibi ciddi bir dinleyici kitlesine ulaştığını görürüz. Sanatçının çıktığı Anadolu turnesinde meydanlara topladığı yüz binler bunun somut bir göstergesidir. Gittiği bütün şehirlerde 7′den 70′e yaşlısı genci herkes onun şarkılarını ezbere biliyor.

    1998 Kral TV Video Müzik Ödüllerinde halkýn verdiği oylarla üç ayrı dalda aldığı ödüllerle yıldız olduğunu kanıtladı. Fantezi Müzik dalında “Yılın Sanatçısı” seçilirken milyonlara mal olan “Yıkılmadım” adlı parçası da “Yılın Şarkısı” seçildi. 1998′in en çok satan albümü ise yine sanatçının 2 milyona varan “Yıkılmadım” adlı albümü idi. Mahsun Kırmızıgül üç ayrı dalda ödül alarak 1998-1999 yılına damgasını vurdu. Sanatçı ayrıca aynı yıl içinde Türk Halk Müziği dalında Altın Kelebek ödülünü alarak “Yılın Sanatçısı” seçildi. Magazin Gazeteciler Derneği’nin geleneksel ödülünde ise yine “Yılın Sanatçısı” seçilerek bir başka rekora daha imzasını attı. Mahsun Kırmızıgül’ün ortağı ve aynı zamanda sanatçısı olduğu Prestij Müzik etiketi ile çıkan albümleri için çekilip gösterime giren klipler ise, “Hemşerim”, “Ağlama Sen”, “Bebeğim”, “Mavi Göz”, “Bende Sizdenim”, “İnsan Hakları”, “Alem Buysa Kral Benim”, “Herşeyim Sensin”, “Belalım”, “Taşra delikanlısı”, “Bu Sevda Bitmez”, “Sevdalıyım”, “Kardeşlik Türküsü”, “Yıkılmadım”, “Daye”, “Sarı Sarı”, “Bizden Değildir”, “Dinle”, “Gül Senin”.
    Ayrıca ünlü sanatçının acılar içinde, terkedildim, sarışınım, paylaşamam, buda yeter, Türkçe Kürtçe karışık, gibi amatör döneminde çıkarttığı albümlerden.

    baba adam

    • Comments Off
    Next Page »